alone

  1. yalnız, yapayalnız, kimsesiz, bikes, tek başına, kendi başına.
    I want to be alone: Yalnız kalmak istiyorum.
  2. sade, sırf, münhasıran.
    Man shall not live by bread alone: İnsan sırf ekmekle yaşayamaz.
  3. eşsiz, eşi yok, biricik, bir tane, yegâne.
    He is alone among his peers in devotion to duty: Göreve
    bağlılıkta akranları arasında eşi yoktur.
but . yalnız başına
yapayalnız
kendi başına, bağımsız.
rahat bırakmak
birini yalnız bırakmak
(a) (bir kimseyi) yalnız bırakmak, kendi haline terketmek.
Leave him alone, for he wants to rest.
(b)
k.d. rahatsız/taciz etmemek, musallat olmamak.
The youngsters wouldn't leave the dog alone, and he finally turned on them: Gençler köpeğe musallat oldular, sonunda köpek de onlara saldırdı.
birinin peşini bırakmak Verb
birinin yakasını bırakmak Verb
birini rahat bırakmak Verb
birini kendi haline bırakmak Verb
huzur vermek Verb
birini rahatsız etmemek Verb
birinin yakasından düşmek Verb
birini yalnız bırakmak Verb
birşeyle oynamamak Verb
bir şeye karışmamak Verb
birşeye müdahale etmemek Verb
birşeye karışmamak Verb
birşeye dokunmamak Verb
birşeye bulaşmamak Verb
(daha kötüye gitmemesi için) işi olduğu gibi bırakmak, daha fazla kurcalamamak.
fazla üstelememek, fazla üzerine varmamak, fazla zorlamamak, olanla yetinmek.
(daha kötüye gitmemesi için) işi olduğu gibi bırakmak, daha fazla kurcalamamak.
(yolunda giden bir işe) dokunmamak, kendi haline bırakmak.
rahat bırakmak
birini yalnız bırakmak
(a) karışmamak, rahatsız/taciz etmemek.
Let me alone for that: Sen o işi bana bırak. (b) … şöyle
dursun, … bir tarafa.
He was too tired to walk, let alone run: Koşmak şöyle dursun, yürümeye mecali yoktu.
(a) karışmamak, dokunmamak, kendi haline bırakmak.
Let me alone (Leave me alone): Bana karışma,
beni kendi halime bırak.
Let him alone: Ona dokunma/bırak onu. (b) bir yana, şöyle dursun, nerde kaldı (ki).
Honesty, let alone honor, was not in him: Şeref şöyle dursun, onda dürüstlük namına bir şey yoktu.
birini rahatsız etmemek Verb
birinin yakasından düşmek Verb
birinin yakasını bırakmak Verb
birinin peşini bırakmak Verb
birini kendi haline bırakmak Verb
birini rahat bırakmak Verb
birşeye dokunmamak Verb
birşeye bulaşmamak Verb
birşeyle oynamamak Verb
birşeye karışmamak Verb
birşeye müdahale etmemek Verb
halinden memnun olmak, mevcut durumu değiştirmekten kaçınmak.
fazla üstelememek, fazla üzerine varmamak, fazla zorlamamak, olanla yetinmek.
yalnız yaşama
peşini bırakmamak
bir tutumda yalnız kalmak Verb
bağımsız çalışan kişi
yalnız kalmak (olmak)
yalnız yaşamaktan bıkmış
kendi haline bırak politikası Noun
kendi haline bırakma politikası Noun
ama kamarada tek kişi kalmak istemesi fiili
gemiyle yolculuk yapan bir kişinin tek kişilik ücret ödememek için kamarayı paylaşmayı kabul etmesi
serbest rekabet ilkesi