dinner

  1. Noun yemek, öğle veya akşam yemeği.
    I'm busy cooking (the) dinner. It's dinner time = It's time for dinner.
    He ate very little dinner.
    Dinner's ready: Yemek hazır!
    What time do you have (
    or ABD:
    eat)
    dinner? Yemeği saat kaçta yersiniz?
    We're having fish for (our) dinner .
  2. Noun ziyafet, yemek daveti.
    The firm are giving/holding an important dinner.
  3. Noun tabldot.
  4. Noun komanya, hazırlanıp paketlenmiş yiyecek.
    TV dinner: fırında ısıtılıp yenen hazır yemek.
(kahvaltıda , yemekte vs
yemekten çimlenmek Verb
kusmak, istifrağ etmek.
birini akşam yemeğine götürmeye davet etmek Verb
yemeğe davet edilmiş
resmi akşam yemeği
buğulama, kapuska: sığır eti, lâhana, patates kaynatılarak yapılan yemek.
mum ışığı altında akşam yemeği
akşam yemeği için giyinmek Verb
yemeği kotarmak Verb
güzel giyiniyorum sanıp herkese gülünç olmak.
son moda giyinmiş
çapaçul giyinmiş
mükellef akşam yemeği
akşam yemeği için randevu vermek Verb
dostlara akşam yemeği vermek Verb
güzel yemek
beş kap akşam yemeği
resmi akşam yemeği
gala yemeği
çok iyi yiyip içmek Verb
akşam yemeği vermek Verb
veda yemeği vermek Verb
akşam yemeğine davetliler beklemek Verb
birini akşam yemeğine beklemek Verb
Yemek zamanıdır.
a train for Paris: Paris treni (Parise giden tren).
What for? Ne için?

What did you that for? Bunu niçin yaptın?
What's this knife for? Bu bıçağın işi ne?
What's the German for bread? Ekmeğin Almancası nedir?
birini akşam yemeğine alıkoymak Verb
veda ziyafeti
ayrılış yemeği
berbat yemek
yemek masasında birinin yanında oturan kişi
buğulama, kapuska: sığır eti, lâhana, patates kaynatılarak yapılan yemek.
resmi akşam yemeği
yemeği hazırlamak Verb
konukları akşam yemeği için yerleştirmek Verb
deniz ürünlerinden yapılan yemek.
nefis yemek
yalnız erkeklerin gittiği akşam yemeği
birine akşam ziyafeti çekmek Verb
akşam yemeğine kalmak Verb
birini akşam yemeğine götürmek Verb
birini akşam yemeğine götürmek Verb
birinin onuruna bir akşam yemeği vermek Verb
veda yemeği.
birine akşam yemeği ısmarlamak Verb
bir akşam yemeğinde servis yapmak Verb
iş yemeği
yemek zili.
dinner hour = dinner time: yemek saati.
dinner jacket: smokin.
dinner pail:
sefertası.
dinner party: ziyafet.
dinner table: sofra, yemek masası.
dinner service = dinner set: sofra takımı.
dinner-trolley = dinner-wagon: (evler için) küçük yemek arabası.
dinnerware: sofra takımı (tabak, bardak, çatal, kaşık, bıçak).
(US) sefertası Noun
davetlilerin yerlerini gösteren sıra kartı
resmi yemek daveti giysisi
resmi yemek daveti giysisi
smokin
okul yemeklerini denetleyen kadın
(US) sefertası Noun
resmi akşam yemeği
suare
yemekli gece toplantısı
yemekli davet
yemek tabağı Noun, Kitchen Appliances
(US) akşam yemeği toplantısı
sofra
portatif servis masası
yemek saati
(US) piknik
smokin giymek Verb
sakin bir akşam yemeği
bir yemeğin masraflarını bölüşmek Verb
birini nefis bir akşam yemeğine götürmek Verb
Akşam yemeğinde ne var?
Akşama ne yemek var?
Akşam yemekte ne var?