1. Sıfat yetenekli, kabiliyetli, muktedir, kadir, güçlü, yapabilir.
    The baby is able to walk: Bebek yürüyebiliyor.

    I shall not be able to come today: Bugün gelemeyeceğim.
    able bodied: sağlam vücutlu, güçlü.
  2. Sıfat istidatlı, hünerli, becerikli.
    He is an able student: İstidatlı bir öğrencidir.
    able minded: zeki, kafalı.
  3. Sıfat maddî olanaklara sahip.
    He is able to support his family: Ailesini geçindirebilir.
  4. Sıfat sabır/tahammül edebilir.
    He is able to sustain great pain: Büyük acı ve ıstıraba katlanabilir.
  5. Sıfat, Hukuk gerekli hukukî şartları haiz, istihkak ehli, müstahak.
    able to vote: Oy verebilir.