1. Fiil izin vermek, müsaade etmek.
    to allow someone to do something: bir kimsenin bir şey yapmasına izin
    vermek.
    allow me: müsaade ediniz.
    allow me to tell you the truth: Gerçeği söylememe müsaade ediniz.
    Circumstances will not allow: Şartlar müsaade etmez.
  2. Fiil vermek, tahsis etmek, bahşetmek.
    to allow someone $10,000 a year: bir kimseye yılda $10,000 tahsis etmek.
  3. Fiil hoş görmek, göz yummak, müsamaha etmek.
    to allow something to be lost: birşeyin kaybolmasına göz
    yummak.
    to allow oneself to be deceived: göz göre göre aldanmak.
  4. Fiil kabul etmek, itiraf etmek, razı olmak.
    to allow a claim: bir iddiayı kabul etmek.
  5. Fiil hesaba katmak, pay ayırmak.
    to allow one hour for changing trains: aktarma için bir saat ayırmak.
  6. Fiil söylemek, düşünmek, fikir beyan etmek.
  7. Fiil onaylamak, tasdik/tasvip etmek.
  1. Fiil izin vermek. To permit someone else to perform an action. For example, to let someone else see your online
    status, send you messages, or see your public Messenger information.
  2. Özel Isim İzin Ver. A permission setting that permits a person or domain to add the user to contact lists, see
    the user's status, or send instant messages to the user.