1. kalkışmak, yeltenmek, girişmek, teşebbüs etmek, davranmak.
    to attempt to walk 10 km: 10 km. yürümeye
    kalkışmak.
    attempted murder/suicide/theft: cinayet/intihar/hırsızlık teşebbüsü.
    to attempt resistance: direnmeye yeltenmek.
    to attempt the impossible: imkânsız bir işe girişmek.
  2. çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek.
    He attempted a smile: Gülümsemeye çalıştı.
  3. (hayatına/canına) kastetmek, suikaste teşebbüs etmek.
    to attempt a person's life: bir kimsenin hayatına kastetmek.
  4. ayartmak, teşvik/tahrik etmek.
  5. kalkışma, yeltenme, girişme, girişim, teşebbüs.
    We failed in our attempt (to climb the mountain):
    (Dağa çıkma) teşebbüsümüz başarısızlığa uğradı.
  6. çalışma, gayret, sây, deneme, tecrübe (etme).
    to make an attempt at something/at doing something/to
    do something: bir şeye/bir işi yapmaya çalışmak/gayret etmek.
    He made an attempt to finish his studies: Öğrenimini bitirmeye gayret etti.
  7. suikast, (cana) kastetme.
    an attempt on/upon one's life: birisine suikast teşebbüsü.
suikast teşebbüsü İsim, Siyaset-Ulusl. İlişkiler
suikast girişimi İsim, Siyaset-Ulusl. İlişkiler