1. İsim güzellik, hüsün, cemal.
    to be in the flower of one's beauty: güzelliğinin en parlak çağında olmak.

    beauty cream: güzellik kremi.
    beauty shop: güzellik salonu.
    beauty is in the eye of beholder
    a.s. Gönül kimi severse güzel odur.
  2. İsim güzel (kız/kadın).
    She was a beauty in her day: Vaktiyle/gençliğinde güzel bir kadındı.
  3. İsim güzel şey (sanat eseri, bina vb.).
  4. İsim çekicilik, cazibe, hoşa giden/hayran eden nitelik.
    That childish smile gives her an original beauty.
  5. İsim üstünlük, avantaj, iyilik.
    One of the beauties of this medicine is its freedom from side-effects:
    Bu ilâcın üstünlüklerinden biri, yan etkileri olmamasıdır.
    The beauty of my plan is that it would cost so little.
    That's the of it: (Onun) iyiliği/üstünlüğü burada.
  6. İsim (alay maksadıyla) olağanüstü/fevkalâde şey.
    My hangover next day was a beauty: Sarhoşluğumun ertesi
    günkü kalıntısı fevkalâde idi.
  7. İsim eşsiz, hârika.
    The yacht was a beauty: Yat bir hârika idi.
güzellik uzmanı İsim, Kişisel Bakım ve Hijyen