1. Fiil davranmak, hareket etmek, muamele etmek.
    to behave well/badly: iyi/kötü davranmak.
    to behave
    prudently: tedbirli davranmak.
    to behave well to/towards someone: birine karşı iyi davranmak/iyi muamele etmek.
    He behaved with great courage: Çok cesur davrandı.
  2. Fiil uslu durmak, terbiyeli hareket etmek, kibar/nazik davranmak.
    Did the child behave?
    well-behaved:
    uslu, terbiyeli.
    ill-behaved: yaramaz, haylaz, terbiyesiz.
    to behave oneself: kibar/nazik/görgülü davranmak/hareket etmek, terbiyesini takınmak.
    to know how to behave: görgü/nezaket kurallarını bilmek.