1. arkasın(d)a, gerisin(d)e, arkaya, arkada, geriye, geride.
    He stood behind a tree. We were seated behind them.
  2. geç, gecikmiş, geç kalmış.
    You are behind the appointed time.
  3. geri, gerilemiş, geri kalmış.
    We can't afford to fall behind our competitors.
    behind the times:
    eski(miş), modası geçmiş, gerilemiş, geri kalmış.
    to be behind the times: geri kalmak, geri kafalı olmak, zamana ayak uyduramamak.
  4. ardın(d)a, ötesin(d)e.
    behind the mountain. What do you think was the intention was behind writing the play?
  5. destekleyen.
    He is behind the plan: Plânı destekliyor.
    We're (right) behind you all the way:
    Sonuna kadar sizi destekleyeceğiz.
  6. gizli, saklı.
    Malice lay behind her smile.
    behind the scenes: gizli(ce), perde arkasında(n).
  7. geri(de), geriye.
    to lag behind: geri kalmak.
    to stay/remain behind: geride durmak.
    My
    watch is 5 minutes behind: Saatim 5 dakika geridir.
  8. arkadan, arkasından.
    to attack someone from behind: birisine arkadan hücum etmek.
  9. arkadaki, gerideki.
    the man behind.
  10. kıç, göt.
    I gave him a good swift kick in the behind: Kıçına şiddetli bir tekme vurdum.