1. yanın(d)a, yakının(d)a.
    Sit down beside me: Yanıma otur.
  2. kıyasla, karşılaştırılırsa, mukayese edilirse, nazaran.
    beside him, other writers seem amateurish:
    Ona kıyasla öbür yazarlar acemi kalır.
    beside last years results, the figures for this year have fallen.
  3. dışında, haricinde, başka.
    I want nothing beside this: Bundan başka hiçbirşey istemem.
    beside
    the point/question/mark: ilgisi olmayan, konu dışı.
    That's beside the point/question: Mesele o değil.
    It's quite beside the point to suggest a change in Constitution: Anayasada bir değişiklik teklifi asla söz konusu değildir.
  4. (bkz: besides ) (4).
  5. ayrıca, ilâveten.