1. ara(sın)da, aralarında.
    He will arrive between 3 and 4 o'clock.
    air transport between cities:
    şehirler arasında hava taşımacılığı.
    They shared the prize between them: Ödülü aralarında paylaştılar.
    between now and tomorrow: yarına kadar.
    Little/nothing to choose between them: Hepsi bir/aralarında fark yok/ha o ha öteki.
    There is no love lost between them
    k.d. Zaten birbirini sevmezler/birbirinden nefret ederler.
  2. birbirinden.
    He couldn't see the difference between good and bad: İyi ile kötüyü birbirinden ayırt
    edemiyor.
    come/stand between (people): birbirinden ayırmak.
    I hope that nothing comes between us.