1. Fiil seçmek, seçip almak, intihap etmek.
    to choose an apple from the basket. We chose him as a chairman.
  2. Fiil yeğ tutmak, tercih etmek, karar vermek.
    Which will you choose: Hangisini tercih edersiniz?
    He
    chose not to speak: Konuşmamaya karar verdi.
  3. Fiil ayırmak, tercih yapmak.
    to choose between X and Y: X ile Y arasında bir tercih yapmak.
  4. Fiil istemek, arzu etmek.
    You may stay if you choose: İsterseniz kalabilirsiniz.
    I do as I choose:
    Canım ne isterse onu yaparım (Keyfimin kâhyası mısın?).
    As you choose: Nasıl istersen(iz).
    When I choose: Ne zaman istersem, canım istediği zaman, ne zaman aklıma eserse.
    I do not choose to do so: Öyle yapmak canım istemiyor/Öyle yapmayacağım.
    to do something when one chooses: canı istediği zaman yapmak.
  1. Fiil seçmek. To pick a command or an option from within a graphical user interface, as by clicking a button
    in a dialog box or pulling down a menu and then releasing the mouse button on one of its options.