1. göstermek, sergilemek, teşhir etmek, gözönüne sermek.
    Many ancient weapons are displayed in the museum.
    to display fruit in a shop.
  2. açıklamak, açığa vurmak, izhar etmek, meydana vurmak.
    to display one's true feelings. to display ignorance.
  3. açmak, yaymak, sermek.
    to display a sail.
  4. gösteriş yapmak, kibirle göstermek.
    She displayed her jewels.
  5. Matbaacılık iri harflerle teşhir etmek, göze çarpacak şekilde basmak.
  6. Elektrik-Elektronik elektriksel işaretleri katod ışınlı tüp ekranında göstermek.
  7. Zooloji (kuş vb. çiftleşmeden önce) oyunlar/gösteriler yapmak.
  8. gösteri, gösterme, izhar, arz.
    a display of courage/force/affection/sorrow etc.
  9. sergi, sergileme, teşhir, ortaya koyma, gözönüne serme.
    Our class had a display of drawings at the Exhibition.
  10. gösteriş, âlâyiş, şatafat.
    a vulgar display of wealth. Her fondness for display led her to buy showy clothes.
  11. vitrin, meşher.
  12. Elektrik-Elektronik görüntü: (a) elektriksel büyüklüğü gösteren şekil, (b) bu şeklin üzerinde görüldüğü ekran veya katod ışınlı tüp.
  13. Matbaacılık göze çarpacak şekilde yapılan baskı.
  14. Zooloji (kuş vb.'nin) çiftleşme oyunu.
  1. İsim monitör. A visual output device aimed at displaying various type of information.
gezici afiş İsim, Reklamcılık
display reklam İsim, Reklamcılık
görüntü birimi Bilgi Teknolojileri
görüntü birimi Bilgi Teknolojileri
Görüntü ekranı Bilgi Teknolojileri
görüntü öğesi Bilgi Teknolojileri
ekran kartı İsim, Donanım
display advertising İsim, Reklamcılık