1. ek, ilâve, fazla, ayrı, gereksiz, aşırı.
    extra pay: ek ödeme.
    extra money. an extra loaf of
    bread. Do you have an extra pencil?
    to make an extra effort: aşırı gayret göstermek/çaba harcamak.
    to have extra work: fazla işi olmak.
    to go to extra expense: fazla masrafa girişmek.
    Postage and packing extra: Posta ve ambalaj ücreti dahil değil (ayrıca ödenecek).
    take extra care! Çok dikkatli ol!
  2. üstün, âlâ, fevkalâde.
    extra quality.
  3. ek/ilâve ücret/fiyat, ek ücrete tâbi olan şey.
    At this hotel a hot bath is an extra. Her bill for extras was $50.
  4. (gazete) özel/ilâve baskı, 2nci, 3üncü vb. baskı.
    “Late evening extra!” shouted the newspaper seller.
  5. üstün nitelikli şey.
  6. küçük rollerde oynayan kimse.
  7. ilâve işçi.
  8. aşırı, sonderece, pek çok, olağanüstü, fevkalâde.
    to work extra hard. The quality is extra fine.
uzatmalar İsim, Spor