1. zarar, ziyan, hasar.
    to do bodily harm: yaralamak.
    The accident did a lot of harm to the car.
  2. kötülük, fenalık, manevî zarar.
    do somebody harm: birisine kötülük yapmak.
    no harm done:
    hasar yok/kimseye bir şey olmadı.
  3. zarar/ziyan vermek, hasara sebep olmak, hasar yapmak.
    There was a fire in our street, but our house
    wasn't harmed at all.
    to harm one's reputation: bir kimsenin şerefini/adını kirletmek.
  4. kötülük/fenalık yapmak.
    He wouldn't harm a fly: Karıncayı bile incitmez (Kimseye fenalığı dokunmaz).