1. İsim, Hukuk ayırdedici özellik
  2. etkilemek, tesir etmek.
    He impressed me unfavorably: Beni olumsuz yönde etkiledi.
  3. derin iz(lenim)/intıba bırakmak.
  4. hafızasında yer etmek, zihnine sokmak /yerleştirmek/nakşetmek.
    His words are strongly impressed on
    my memory. I impressed on him the importance of his work.
  5. damgalamak, (damga) basmak.
    impress wax with a seal. impress a seal on wax. A pattern impressed on
    the clay pots before baking.
  6. iyi tesir/intiba bırakmak, hoşuna gitmek.
    The book did not impress me at all.
  7. hayran kalmak/olmak, mütehassis/çok memnun olmak.
    I was very impressed by/at/with his performance.
  8. (önemini) anlatmak, kafasına sokmak.
    My father impressed on me the value of hard work.
  9. Elektrik-Elektronik gerilim üretmek, dış etki ile bir devrede voltaj husule getirmek.
  10. zorla askere almak, zorla bahriye tayfası yapmak.
  11. kamulaştırmak, istimlâk etmek.
  12. zorlamak, icbar etmek.
  13. etkileme, tesir etme.
  14. damga, kabartma baskı.
  15. iz, nişan(e).
  16. impressment ile ayni anlama gelir. etkileme, tesir bırakma, iz/intiba bırakma.