1. daha az, daha küçük, eksik, noksan.
    less important: daha az önemli.
    Would you mind speaking
    less quickly? She is less beautiful than Emel.
    grow less: azalmak.
  2. much less = still less: asla, kat'iyen değil, … şöyle dursun, … bile. He could barely pay for
    his own meal, much less for mine: Benimki şöyle dursun, kendi yemek parasını bile zor öder. The baby can't even walk, much less run: Koşmak şöyle dursun, çocuk henüz yürüyemiyor bile.
  3. az/eksik miktar, daha az bir şey, daha küçük kimse/şey.
    He refused to take less than ten dollars.
  4. … noksan, eksik.
    a year less two days: bir yıldan iki gün noksan.
  5. yemeksiz