1. Fiil izin vermek, müsaade etmek.
    Let me do that for you.
    She wanted to help but her mother wouldn't
    let her: O yardım etmek istedi ama annesi bırakmadı/izin vermedi.
  2. Fiil bırakmak, almak, açmak.
    The maid let us into the house: Hizmetçi bizi içeriye aldı.
    to let
    blood: kan almak.
    to let a window/door into a wall: duvarda pencere/kapı açmak.
  3. Fiil kirala(n)mak, kiraya vermek, kira/icar getirmek.
    flat to let: kiralık kat.
    to let = to be let: kiralık.
  4. Fiil sözleşmeye/kontrata bağlamak, kontratla (işi birisine) vermek.
    to let work to a carpenter.
  5. Fiil (bir iş yapmasına) sebep olmak. Bu anlamda
    let fiili başka bir fiilin başına gelerek onu geçişli/ettirgen
    yapar. Örneğin:
    know: bilmek.
    let know: bildirmek.
    fall: düşmek.
    let fall: düşürmek.
  6. Fiil başka fiillerin başına gelerek: (a) niyet, istek, dilek, rica, emir, ihtar, telkin, tavsiye vb. bildiren
    emir kipi yapar:
    Let me see: Bakayım, göreyim.
    Let's go: Gidelim.
    Let them try it: Bırak denesinler.
    Let it rain: Yağmur yağsın. (b) faraziye, tasavvur vb. bildirir:
    Let x equal the sum of two numbers: x, iki sayının toplamına eşit olsun (olduğunu farzedelim).
    Let x equal 2y: x = 2y olduğunu farzedelim.
    Let the two lines be parallel: İki çizginin paralel olduğunu farzedelim.
  7. (tenis vb. de) topun ağa değmesi.
  8. engel, mania.
    without let or hindrance: hiçbir engelle karşılaşmadan.
  9. engellemek, engel/zorluk çıkarmak, karşı durmak.
eteğini açmak Fiil, Telefon ve Telgraf
paçasını açmak Fiil, Tekstil Sanayii
boyunu uzatmak Fiil, Tekstil Sanayii

Türkçe Sözlük (Kubbealtı Lugatı)

  1. Dayak, dayak atma, dövme