1. İsim dış taraf, dış yüzey/kısım.
  2. İsim dış görünüş.
  3. İsim sırf dışarıda olan nesne.
  4. İsim kapalı bir şeyin dışındaki alan.
  5. Sıfat dış, haricî, dışarıda olan, dıştan gelen, yabancı.
    outside noises.
  6. Sıfat çok uzak, (olasılığı) çok az/zayıf, hemen hemen imkâsız.
    an outside chance for recovery: iyileşme şansı çok zayıf.
  7. Sıfat aşırı, fahiş, haddinden fazla.
    an outside estimate.
  8. Sıfat, Spor saha dışı, hariç.
  9. Zarf dışarıya, dışarıda, sokağa vb.
    Take the dog outside.
  10. Zarf dıştan, haricen.
  11. Zarf öteye, ötede, ötesin(d)e.
  12. Edat dışında, ötesinde, arkasında, kapsamı dışında.
    outside the park: parkın dışında.
    There was
    a noise outside the door: Dışarıda (kapı dışında) bir gürültü vardı.
    outside the law: yasanın kapsamı dışında.
  13. Edat -den başka, … istisna edilirse, … müstesna.