1. zevk, sefa.
  2. sevinç, memnunluk, memnuniyet, hoşnutluk, hoşlanma.
    I have much pleasure in informing you that … :
    …'i size bildirmekle bahtiyarım/memnunluk duyarım.
  3. keyif, arzu, irade.
    at the Queen's will and pleasure: Kraliçenin emir ve iradesiyle.
    without
    consulting my pleasure: bana danışmadan.
  4. haz, şehvanî zevk.
  5. zevk/memnunluk verici şey.
    It was a pleasure to see you.
  6. eğlence, tenezzüh.
    a search for pleasure.
  7. arzu, istek, seçenek, tercih, irade, emir.
    to make known one's pleasure. What is your pleasure in this matter?
  8. zevk/haz/keyif/sevinç vermek, memnun/hoşnut etmek.
  9. zevk/haz/sevinç duymak, sevinmek, hazlanmak, memnun/hoşnut olmak.
    I pleasure in your company.
  10. cinsî münasebette bulunmak, cinsel zevk duymak.