1. sessizlik, dinginlik, sükûnet, sükûn, sükût, rahat, huzur, asayiş, sulh.
    a time of quiet.
    keep
    quiet: susmak, rahat/uslu durmak, sakin olmak, sessizliği/sükûneti korumak, gürültü yap(tır)mamak.
  2. sessiz, sakin, dingin, âsude.
    keep something quiet: bir şeyi gizli tutmak/örtbas etmek.
    to
    live in a quiet way: sakin/âsude bir hayat sürmek.
    a quiet life: sakin bir hayat.
    to do something on the quiet: bir işi sessizce/kimseye sezdirmeden yapmak.
    I am telling you that on the quiet: Bunu yalnız sana söylüyorum, kimse duymasın.
  3. rahat, huzur içinde.
    a quiet conscience.
  4. uykuda, istirahatte.
  5. hareketsiz, dağdağasız, üzüntü ve endişeden uzak.
    a quiet Sunday afternoon.
  6. hareketsiz, durgun.
    quiet waters.
  7. sessiz, gürültüsüz.
    quiet neighbors. a quiet street.
  8. sessiz, susmuş, sükûtî.
    a quiet person.
    be quiet! sus!
  9. gösterişsiz, yumuşak.
    quiet colors.
  10. cansız, hareketsiz, faaliyetsiz.
    The stock market was quiet today: Borsa bugün hareketsizdi.
  11. nazik, yumuşak huylu, uslu.
  12. susturmak.
  13. yatıştırmak, teskin etmek.
  14. (korku, şüphe, gürültü vb.) gidermek, izale etmek, azaltmak, hafifletmek, bastırmak.