1. Sıfat endişeli, kaygılı, üzüntülü, kuruntulu.
    to be over-anxious: son derece üzüntü/endişe içinde olmak.

    She was dreadfully anxious lest her son should be late: Oğlu geç kalacak diye ödü kopuyordu.
    I am anxious about her health: Sağlığından endişe ediyorum.
  2. Sıfat üzücü, endişe verici, netameli, belalı.
    It is an anxious business: Bu, netameli/belalı bir iştir.