1. (a) soğumak, (b) sakinleşmek, yatışmak, sükûnet bulmak.
    Let the situation cool down: Durumun yatışmasını
    bekle.
    She didn't cool down for hours after that argument. (c) teskin etmek, yatıştırmak.
    I tried to cool her down but she was still very angry when she left.