Available on App Store
Get it on Google Play
EN
X
ç
ğ
ı
ö
ş
ü
proper
Geniş Tasarım
İngilizce-Türkçe
Terimler/Kalıplar
Ingilizce-Türkçe Çeviri
Sıfat
edepli
uygun, münasip.
Night is the proper time to sleep
: Uyumak için uygun zaman gecedir.
The proper
DEVAMINI OKU
reply is “no”
: En uygun cevap “hayır”dır.
Do as you think proper
: Nasıl uygun görüyorsan öyle yap.
the proper medicine. proper time.
GİZLE
lâyık, yakışır, dürüst.
proper conduct
: dürüst davranış.
(a) zatî, özel, hususî, kişiye özel, (b) özgü, has, mahsus.
qualities proper to a substance
: bir
DEVAMINI OKU
maddeye özgü nitelikler.
Crying is proper to babies.
GİZLE
tam, doğru.
to do the proper thing by someone
: birine karşı vicdanen en doğru olan şeyi yapmak.
asıl, esas, gerçek, hakikî, bizatihi.
Paris proper
: asıl Paris.
the proper meaning/sense of
DEVAMINI OKU
the word
: sözcüğün gerçek anlamı.
Shellfish are not among the fish proper.
GİZLE
+7
Gramer
özel (ad), has (isim).
a proper name.
normal, alışılmış, mutat, usule/kaideye uygun.
the proper way to do something
: bir işi yapmanın normal yolu/yöntemi.
(arma) tabiî renginde.
an oak tree proper.
(kilise) (a) belirli gün veya törende kullanılan, (b) belirli gün/zaman için ayrılmış yer.
tam, noksansız, tekmil.
He's a proper fool
: Aptalın biridir (Tam manasiyle aptaldır).
He's
DEVAMINI OKU
a proper gentleman
: Tam bir centilmendir.
GİZLE
(a) güzel, yakışıklı, (b) faziletli, namuslu, karakter sahibi, (c) iyi, hoş, mükemmel.
Ingilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlügü, 1. Basim
Indirim kodları, kupon ve kampanyalar için Jarrt
Ingilizce-Türkçe Ilgili Terimler
keep within one's proper sphere
kendi faaliyet alanı içinde kalmak
Fiil
be proper
yakışmak
Fiil
be proper
yakışık almak
Fiil
deem fit and proper
uygun ve yerinde bulmak
Fiil
is it really proper
alemi var mı ?
not to deem proper
gözü tutmamak
+69
party proper
bir partiye ilk gelen konuk
think something proper
münasip görmek
Fiil
proper accounts
doğru tutulmuş hesaplar
İsim
proper action
doğru hareket
proper acuse
doğru hareket
proper and convenient place
uygun yer
proper authority
ilgili makam
proper care
iyi bakım
proper clothes
uygun giysi
proper clothes
doğru dürüst giysi
proper clothes dress
uygun giysi
proper degree
karar
proper degree
ölçü
proper evidence
geçerli kanıt
proper evidence
kabul edilebilir delil
proper fraction
astüleşke, basit kesir, payı(nın değeri/derecesi) paydasından küçük olan kesir.
İsim
proper fraction
basit kesir
İsim, Matematik
proper handling
yükü taşırken kırılmaması için dikkatli davranma
proper independent advice
bağımsız uzman görüşü
proper indorsement
usulüne uygun yapılmış ciro
proper interpretation
doğru yorum
proper law
ilgili kanun
proper life
gerçek hayat
proper lodging
kalacak uygun yer
proper meaning
tam anlamı
proper measures
uygun önlemler
İsim
proper money
merkez bankası parası
proper name
özel isim
proper noun
özel isim
proper sense
tam anlamı
proper service
(müzekkere) usulüne uygun tebliğ
proper state of affairs
iyi iş durumu
proper state of repair
iyi onarılmış
proper subject for action
uygun dava gerekçesi
proper surroundings
uygun çevre
proper to certain regions
belirli bölgelere özgü
proper usage
doğru kullanım
proper value
has değer
proper way
doğru yol
alienate funds from their proper destination
parayı gereken yerden başka yerlere harcamak
Fiil
alienate funds from their proper destination
fonu esas amacından başka yere saptırmak
Fiil
apply to the proper quarter
doğru yere başvurmak
Fiil
apply to the proper quarters
ilgili makamlara başvurmak
Fiil
at the proper rate
uygun fiyat üzerinden
at the proper rate
tarifeye uygun olarak
at the proper time
tam zamanında
at the proper time
vaktiyle
be in a proper mess
karmakarışık olmak
Fiil
be of a proper age to sign
imza atmaya ehliyeti olacak yaşta olmak
Fiil
conduct oneself in a proper manner
doğru dürüst hareket etmek
Fiil
deem something proper or advisable
tensip etmek
Fiil
deeming something proper or advisable
tensip
due and proper notice
usulüne uygun yapılan ihbar
fair and proper legal assessment
adaletli ve hakkaniyetli takdir
fair and proper legal assessment
adil ve uygun kanuni kıymet takdiri
go through the proper channels
uygun yollardan gitmek
Fiil
in proper condition
iyi durumda
in the proper form
uygun biçimde
in the proper sense
tam anlamıyla
neglect of proper precautions
gerekli önlemler almada ihmal
neglect of proper precautions
gerekli önlemleri almada ihmal
not a very proper attitude
pek doğru bir davranış değil
of the proper consistency
kıvamında
removal without proper cause
birini sebepsiz işinden çıkarma
take action at the proper season
uygun zamanda harekete geçmek
Fiil
the proper degree
grado
think fit/proper/right
uygun/münasip görmek.
By all means, do if you think fit
: Uygun görüyorsanız, hay hay, yapın.
through the proper channels
ilgili kanallar yoluyla
Ingilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
Please enable JavaScript to view the
comments powered by Disqus.
Bize Ulaşın
Geri-bildirimde bulunun
E-Posta
*
Mesaj
Gönder