1. İsim yetki, salâhiyet.
    What authority do you have for entering this house: Bu eve ne salâhiyetle giriyorsun(uz)?
  2. İsim otorite, hâkimiyet.
    A teacher must show his authority.
  3. İsim yetkili kişi, yetki/salâhiyet sahibi şahıs/kurum.
    The government is the highest authority in the country:
    Memlekette en büyük yetki sahibi hükümettir.
  4. İsim doğruluğu/mevsukiyeti kabul edilmiş bilgi kaynağı (kitap vb.).
  5. İsim mevsuk kaynaktan yapılan alıntı/iktibas.
  6. İsim bilgin, uzman, mesleğinde en yükseğe ulaşmış kimse.
    He is an authority on open heart surgery.
  7. İsim inandırıcılık, ikna kabiliyeti.
    He spoke with authority: Konuşması inandırıcı idi.
  8. İsim mahkeme hükmü, içtihat kararı.
  9. İsim etki, tesir, nüfuz.
    the authority of a great writer: büyük bir yazarın etkisi.
    The teacher
    has no authority with the students: Öğretmenin öğrenciler üzerinde hiç nüfuzu yok.
  10. İsim (san'at eserini icrada) üstün yetenek, hâkimiyet.
  11. İsim (bir işi yapmaya yetkili kılan) izin, ruhsat, müsaade.
    Here is my authority: İşte ruhsatım.
  12. İsim tanıklık, şahitlik.
  13. İsim bilirkişi, ehli vukuf.
tam yetki Bilgi Teknolojileri
resmi merci İsim, Kamu Yönetimi
kamu kurumu İsim, Kamu Yönetimi
kamu kurumu İsim, Kamu Yönetimi
devlet kurumu İsim, Kamu Yönetimi
devlet kurumu İsim, Kamu Yönetimi