provide for

  1. geçimini sağlamak, tedarikli bulunmak.
    to provide for one's family: Ailesinin geçimini sağlamak.

    to provide for old age: ihtiyarlık için tedarikli bulunmak.
    expenses provided for in the budget: masraf bütçesi.
    He had provided for any eventuality: Her türlü ihtimale karşı tedarikli idi.
    to be provided for: ihtiyacı karşılanmak.